İşletmeler yapılacak olan işin niteliğine ya da iş sözleşmesi kapsamında sözleşme hükümlerine göre bedelleri işverence ödenmek üzere bazı hallerde personellerine konut tahsis edebilmektedir. Tahsis edilen bu konutlara ilişkin ödenecek olan kira bedelleri ile konuta ait elektrik, su, doğalgaz, aidat, telefon ve benzeri giderlerin kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılıp yapılmayacağını idarenin bakış açısı ile değerlendirmeye çalışacağız.

Şirketler ihtiyaçları doğrultusunda sermaye artırımına gitmesi kadar sermaye azaltımına gitmesi de bir o kadar olağan bir durumdur. Sermaye bileşenleri bazen ortaklar tarafından işletmeye aktarılan nakdi ve ayni değerlerden oluşmakta bazen de işletme içi unsurların sermayeye ilavesiyle büyümektedir. Sermaye azaltımında bileşenler dikkatlice değerlendirilmelidir. Çünkü bu bileşenlerin bazıları azaltım esnasında hiçbir vergiye tabi tutulmaksızın çekilebilmekte iken bazıları ise vergilemeye tabi tutulmaktadır. Makalemizin konusu ise sermaye bileşenlerinin farklı kalemlerden oluşması halinde hangilerinin vergiye tabi olduğu hangilerinin ise vergilemeden doğrudan işletmeden çekilebileceğini idarenin bakış açısı ile değerlendirmeye çalışacağız.

Mükellefler ihracat kapsamında faturanın düzenlenmesi ile başlayan ve tahsilat ile sona eren işlemler silsilesinde fatura düzenlenme tarihi, gümrük beyanname tarihi, gümrük beyanı kapanma tarihi ve tahsilat tarihi ile karşı karşıya kalmaktadırlar. İhracat işlemlerinden kaynaklanan hasılat unsurunun muhasebe kaydında dikkate alınacak fiili ihraç işlem tarihi, muhasebe kaydında kullanılacak döviz kuru, hasılatın hangi döneme kaydedileceği, KDV beyanı, BS formu, ihracat bedelinin tahsilinde oluşan olumlu ve olumsuz kur farkları vergilendirme ve bildirim zorunluluğu kapsamında oldukça önemlidir. Çünkü buradaki işlem tarihi vergilendirme dönemini bir sonraki aya hatta bir sonraki yıla devretmesine neden olabilir.

İşletmeler ticari hayatları boyunca müşteri memnuniyetini sağlamak ya da satış sonrası sunulan hizmetler kapsamında fark yaratarak portföylerini artırmak maksadıyla garanti kapsamında veya sonrasında bir takım satış sonrası hizmetler vermeye devam ederler. Kimi zaman bu hizmetler yasal zorunluluklardan kaynaklanmakta kimi zaman da rekabetçi piyasalarda ayakta kalabilmenin şartıdır. Özellikle müşteriler teslim sonrası karşılaşılabilecek ayıplı ürünler veya kullanım esnasında oluşabilecek arızalar sonrasında hem garanti süresince hem de garanti sonrası satıcılardan destek almak istemeleri son derece olağan bir durumdur. Çünkü müşteri ödediği bedel karşılığında tam hizmet alıp mağdur olmak istemez. Aynı şekilde satıcı da mevcut portföyünü kaybetmek istemez.

Değerli okurlar, son düzenleme ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 41/9 ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11/1-i maddeleri kapsamında yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan mükellefler, aşan kısımla sınırlı olmak üzere yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10’luk kısmı kazancın tespitinde kanunen kabul edilmeyen gider (KKEG) olarak dikkate alınacaktır.
Ayrıca, öz kaynak tutarını aşan yabancı kaynaklara ilişkin olarak faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurlarından, yatırımın maliyetine eklenmiş olan yabancı kaynaklardan doğan gider ve maliyet unsurları ise %10’luk bu kısıtlamaya tabi tutulmayacaktır.

İşletmeler ticari faaliyetleri kapsamında satın aldıkları hammadde, emtia, demirbaş vb. varlıklar için zaman zaman tedarikçileri ile anlaşmazlığa düşebilmektedir. Anlaşmazlık nedenleri ise genellikle sözleşme konusu varlığın nev’i, kalitesi, miktarı, fiyatı, ödeme biçimi, teslim yeri, teslim zamanı ve satış sonrası garanti koşulları gibi sebeplerden kaynaklanmaktadır. Benzer konu ile ilgili mükellef “… Şti.nden yedi adet otobüs aldığınız, söz konusu otobüs bedellerinin anlaşma tutarından yüksek olması nedeniyle faturalara itiraz ederek kayıtlara almadığınız ve olayın dava konusu edildiği, araç bedelleri için … karşı firmaya ödeme yaptığınız belirtilerek yedi adet otobüs alımına ilişkin faturaların ne şekilde kayıtlara alınacağı hakkında görüş istenilmiş” idareden görüş talep etmiş ve aşağıdaki cevabı almıştır..

İşletme çalışanları iş dolayısıyla gerçekleştirdikleri seyahatte kendileri tarafından karşılanan yemek ve konaklama giderlerine ait belgeleri işletmeye ibraz etmesi halinde işletmeler tarafından yapılacak olan bu ödemeler gelir vergisi stopajına tabi olmadan yapılabilmektedir. Fakat gerçekleştirilen seyahat iş ile ilgili olmalı ve gerçekleşen giderler işin önemi ve genişliği ile orantılı olmalıdır. Giderlere ilişkin belgelerin farklı sebeplerle ibraz edilememesi halinde ise harcırah uygulaması kapsamında yemek ve konaklama giderlerine karşılık ödemelerin yapılabilmesi de mümkündür.

İşletmeler finansman ihtiyaçlarını iç fonlardan veya dış fonlardan karşılayabilmektedirler. İç fonlara örnek işletme sermayesi, emtia, yedek akçeler, dağıtılmayan dönem karları, dış fonlara ise banka ya da üçüncü kişilerden sağlanan borçlar örnek gösterilebilir. Kullanılan dış borçlar beraberinde faiz maliyetini getirecektir. Bu faizler gider yazılarak vergi matrahından düşülmekte ve işletme daha az vergi ödemektedir. Bu açıdan bakıldığında dış fonlardan sağlanan finansman modeli işletmeler açısından tercih edildiği bilinmektedir.

İştirak edilecek işletmeler yurtiçinden olabileceği gibi yurtdışından da olabilir. İştirak nedeniyle elde edilecek olan kazanç, karı dağıtacak olan işletme tarafından kurumlar vergisine tabi tutularak vergilendirilmiş kazançlardır. İştirak kazancını elde eden işletme ise vergilendirilmiş olan bu kazancı kendi mali tablolarına intikal ettirdiğinde ise vergilendirilmiş kazanç tekrar vergiye tabi tutulacaktır. Bunu önlemek için Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) birtakım düzenlemeler yapmıştır. Bu düzenlemelerin amacı ise çiftte vergilemeyi önlemektir.

7256 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu’nun 21. maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na (GVK) eklenen geçici 93. madde hükmü ile yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını, bu maddedeki hükümler çerçevesinde, 30.6.2021 tarihine kadar Türkiye’deki banka veya aracı kuruma bildiren gerçek ve tüzel kişiler, söz konusu varlıkları serbestçe tasarruf edebilecekleri ifade edilmiştir.

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun (GVK) 65. maddesi serbest meslek kazancını (SMK) “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.” şeklinde tanımlamıştır. Devam madde açıklamasında ise bu faaliyetin sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması gerektiği ifade edilmiş.

Mustafa Yiğit Zeren, 311 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “Binek Otomobillerin Giderleri ve Amortismanlarının Vergi Matrahından İndirilmesi” başlıklı beşinci bölümü ile getirilen yeni düzenlemeler üzerinden kiralama, amortisman ve cari gider hesaplamalarını aktardı.

Mustafa Yiğit Zeren: "Tüm dünya olarak küresel bir salgınla karşı karşıyayız ve bu durum herkesi en üst seviyede etki altına almış durumda. COVID-19 ve onu kontrol etmeyi amaçlayan hükümet politikaları, şirket olarak işimizi nasıl yürüttüğümüzü ve tüketici davranışlarını tamamen değiştirdi."